
Modern dünyanın bizden ne istediğini biliyorsun değil mi? Sürekli daha hızlı olmamızı, daha çok üretmemizi, erkek dünyasının kurallarıyla hep bir yerlere yetişmemizi istiyor. Ve biz kadınlar, bu bitmek bilmeyen koşturmacanın içinde en çok kime geç kalıyoruz biliyor musun? Kendimize.Farkında olmadan eril enerjinin o sert, rekabetçi dünyasında kaybolurken aslında kendi yaratım merkezimizi, yani kadınlığımızın en güçlü kalesini kurutuyoruz.Bugün seninle o saklanan, üzeri örtülen, hatta bazen konuşmaktan bile çekindiğimiz bir konuyu konuşacağız: Rahim Bilgeliği ve Kadim Bitki Banyoları.
Hemen dur ve düşün. "Benim rahmim tıbbi nedenlerle alındı" ya da "Ben bir erkeğim, bende rahim yok ki" diyebilirsin. Hayır, mesele sadece etten kemikten bir organ değil. Bahsettiğim şey, bedenindeki o en güçlü yaratım, köklenme ve dişil enerji merkezi. Erkeklerde de, rahmi alınmış kadınlarda da o enerji alanı orada duruyor.Rahim, bizim sadece çocuk doğurduğumuz yer değil; hayatı, projeleri, neşeyi, bolluğu ve bereketi doğurduğumuz yer. Ama ne yapıyoruz? Hayatın stresini, geçmişten getirdiğimiz anne-baba kalıplarını, uğradığımız haksızlıkları, bastırılmış öfkeleri, utançları hep o bölgeye süpürüyoruz. Beden o yükü bir süre sonra kaldıramıyor. Sonra ne mi oluyor? Kistler, hormonal düzensizlikler, geciken regller, bitmeyen mantar enfeksiyonları... Aslında beden bağırıyor: "Beni gör, bana ait olan enerjiyi temizle!"
Bunu sana kitabi bilgilerle anlatmıyorum. Kendi hayatımdan, bizzat deneyimlediğim bir sırrı veriyorum. Bir dönem bana polikistik over teşhisi konmuştu. Modern tıbbın çaresiz kaldığı ya da sadece hormon haplarıyla geçiştirmeye çalıştığı o süreçte, yönümü kadim bilgilere çevirdim. Ne zaman ki rahim bilgisiyle tanıştım, ne zaman ki o kadim bitki banyolarını hayatıma soktum; bedenimdeki o mucizevi değişime kendim bile inanamadım.Bazen çok yoğun, stresli dönemlerde reglim gecikir, bedenim şişer. Hemen kendime şifalı bir buhar banyosu patlatırım. O bitkilerin demlenmiş buharı altımdan bedenime yayılmaya başladığı an, o sıcaklıkla birlikte bedenimdeki tüm blokajlar çözülür ve çok kısa bir süre içinde döngüm başlar. Kanamalı kronik bir rahatsızlığınız yoksa; tekrarlayan mantarlarda, enfeksiyonlarda, o geçmeyen akıntılarda doğanın şifası o kadar hızlı yanıt veriyor ki... Zaten bugün kullandığımız ilaçların kökeni de bu bitkiler değil mi?Dün yine kendime bu banyoyu hazırladım. İtiraf ediyorum; hayatın yoğunluğunda bazen ben de düzenimi bozmuştum, ihmal etmiştim. Ama o buharın üzerine oturduğum an hissettiğim o hafiflik, o merkeze dönme hissi bana şunu söletti: "Ben bunu kendime haftada bir borçluyum." Biz kadınlar, bu şifayı kendimize borçluyuz.
"Peki nasıl yapacağız, zor mu?" dediğini duyar gibiyim. Hiç değil! Pelin otu, ada çayı, aynı sefa, lavanta, biberiye gibi bedeninin o an ihtiyacı olan bitkileri (ki ben bunları özel ölçüleriyle bir kavanozda hazır tutuyorum) alıyorsun. İki kaşık kaynar suya atıp demliyorsun.Uygulamak için de saraylara, özel alanlara gerek yok. Evet, bu iş için özel üretilmiş ortası delik buhar sandalyeleri var, harika bir konfor. Ama yoksa? Klozetinin içine koyabileceğin uygun bir kapla klozet üzerinde yapabilirsin. Ya da normal bir sandalyenin ucuna oturup kabı altına koyarsın. Etrafına güzelce bir battaniye veya pike sararsın ki o şifalı buhar uçup gitmesin, tamamen senin bedenine işlesin. Gününden sadece 15-20 dakika... Hayatından hiçbir şey çalmayacak ama sana seni geri verecek bir pratik.
İşte tüm bu kadim ritüelleri, bitki banyolarının ölçülerini, rahim enerjisini nasıl yöneteceğini, eril-dişil dengeni nasıl kuracağını ve seni geride tutan o anne-baba kalıplarından nasıl özgürleşeceğini tek tek anlattığım muazzam bir dijital rehber hazırladım: İçimizdeki Lotus.Bu bir şeyi "düzeltme" programı değil; zaten sende olan o kadim gücü hatırlama yolculuğu.
Daha ne olsun? Kendi enerjine, kendi dişiliğine sahip çıkmaktan daha büyük bir yatırım olabilir mi bu dünyada?Tıpkı daha önce kaleme aldığım "Gölgesiyle Parlayan" kitabımda da söylediğim gibi; bizler gölgelerimizden kaçarak değil, o gölgelerin içindeki şifayı görerek parlarız. Çamurlu suyun içinden lekesiz ve tüm zarafetiyle doğan Lotus çiçeği gibi, kendi hikayeni yeniden yazma sırası şimdi sende.Eğer hazırsan, ben elinden tutmaya hazırım.
Sevgiyle
PB