Bugün burada sadece bir tarihle değil, çok özel ve tabiri caizse "tarih yazan" bir enerjinin tam kalbinde buluşuyoruz. Takvimler 20 Şubat 2026’yı gösteriyor. Son zamanlarda havada o kadar yoğun, bazen de o kadar sıkışmış bir enerji var ki... Sanki dünya dev bir "basınç testinden" geçiyor, her şey darmadağın oluyormuş gibi hissedebilirsiniz. Haberler, olaylar, eski sistemler... İnsanın içinden bazen "Dünya iyice boka mı batıyor, her şey daha mı kötüye gidecek?" demek geliyor. Ama bugün size çok farklı bir pencere açmak istiyorum. Karamsarlığın ötesinde, aslında muazzam bir uyanışın o sancılı doğum anlarını yaşıyoruz.
Şu an dünyada kötülük yükseliyor, sistemler çöküyor, her yer sisliymiş gibi bir manzara var, değil mi? Ama aslında olan şu: Astrolojik olarak bugün, Satürn ve Neptün gökyüzünde 0 derece Koç burcunda bir araya geliyor. Bu sıradan bir gökyüzü olayı değil. 0 derece Koç, zodyakın başlangıç noktasıdır; biz buna "Dünya Ekseni" diyoruz. Burası evrenin "sıfırlama ve yeniden başlatma" düğmesidir. Binlerce yıldır yaşanmamış bir döngü kapanıyor ve yepyeni bir sayfa açılıyor.
Peki, neden bu kadar gürültü kopuyor? Neptün "sisi ve illüzyonları" yönetir, Satürn ise "gerçeği ve disiplini". Bu iki güç o sıfır noktasında birleştiğinde, altı çürümüş olan ne varsa erimeye başlar. Eskimiş sistemlerin, samimiyetsiz yapıların ve karanlık niyetlerin artık saklanacak yeri kalmadı. Işık o kadar güçlü vuruyor ki, gölgeler her zamankinden daha belirgin, daha korkutucu görünüyor. Yani aslında kötülük kazanmıyor; sadece son çırpınışlarını yaparken her zamankinden daha fazla ses çıkarıyor, bizi korkutmaya çalışıyor.
Ben bir astrolog değilim, amacım size teknik terimler boğmak da değil. Sadece bu süreçte çok fazla bilgi kirliliği olduğunu görüyorum ve sizin bu bilgi kirliliği içinde kaybolmanızı istemiyorum. İnsanlar ürkmek yerine kendilerini dengede tutmalı. Çünkü bu sürecin tek bir şifası var: İyiliğe hizmet etmek. Bu dönem, her birimizin "daha yüksek ruhsal standartlara" göre hareket etmesi gereken bir zaman. Eğer biz frekansımızı sevgi, dürüstlük ve yardımlaşma üzerine kurarsak, bu kozmik fırtınanın içinden birer kahraman gibi yükselebiliriz.
Birine karşılıksız bir iyilik yapmak, sadece bir insanı mutlu etmek değildir; kolektif alanda dev bir ışık yakmaktır. Unutmayın, en karanlık zindanda bile yakılan tek bir kibrit, o karanlığın hükmünü bozar. Şu an dünyada olan şey, o kibritleri kimin çakacağını görme süreci. İyilik yapanlar, başkalarına hizmet edenler, kalbiyle hareket edenler bu "sıfırlanma" anında evrensel olarak korunur ve desteklenir. 2026, büyük lafların değil, her gün yapılan küçük ama istikrarlı iyiliklerin yılı olacak.
Bu geçiş süreci bizden sadece zihinsel değil, ruhsal bir arınma da bekliyor. Belki bazılarınız bu günlerde daha fazla sessizliğe çekilmek, daha sadeleşmek istiyorsunuzdur. Bu çok normal. Bedenimiz ve ruhumuz, artık bize yük olan eski alışkanlıklardan özgürleşmeye çalışıyor. Bu "reset" anında, geçmişin yüklerini bırakıp sadece özümüzdeki o "iyi insan" olma haliyle yola devam etmek bizim en büyük stratejimiz olacak.
Dünyayı tek başımıza kurtarmak zorunda değiliz. Tek görevimiz, kendi hayatımızdaki sisi dağıtmak ve kendi merkezimizde, o ışık frekansında kalabilmek. Unutmayın, şu an ne ekersek, önümüzdeki 36 yıl boyunca onu biçeceğiz. Tohumunuz sevgi, niyetiniz iyilik olsun. Görünüşe aldanmayın, derinde büyük bir adalet işliyor ve iyilik her zaman yolunu buluyor.
Siz de bu süreçte kendinizi nasıl hissediyorsunuz? İçinizdeki o iyilik sesini duymaya başladınız mı? Gelin yorumlarda buluşalım, bu ışığı birlikte büyütelim. Korkuya değil, birbirimize tutunalım.
Sevgiyle
PB