Son zamanlarda birçok insan benzer bir yerde takılı kalmış gibi hissediyor.
Daha çok okuyoruz, daha çok izliyoruz, daha çok “fark ediyoruz”.
Ama buna rağmen hayat hâlâ zor, hâlâ yorucu, hâlâ belirsiz.Yeni bir yılın içine girdik.
Bir yanda umut söylemleri, diğer yanda zamlar, belirsizlikler, “dünya nereye gidiyor” soruları.
Bazıları her şeyi pembe görmek zorunda hissediyor.
Bazıları ise her gelişmeyi bir felaket senaryosu olarak okuyor.Olarak biteni inkâr etmek farkındalık değil.
Ama olanın içinde boğulmak da değil.Bugün en çok karıştırılan şeylerden biri şu:
Farkındalık ile yük alma hali birbirine karışmış durumda.Birçok insan, farkında olmanın her şeyi taşımak anlamına geldiğini sanıyor.
Her duyguyu çözmek, her düşünceyi analiz etmek, her yaşananı dönüştürmek zorundaymış gibi hissediyor.
Bu da farkındalığı bir rahatlama alanı olmaktan çıkarıp, ağır bir sorumluluğa dönüştürüyor.Oysa farkındalık, yaşamdan koparsa yük olur.Fark etmek;
olanı görmek,
olanın sende ne yarattığını anlamak
ve orada durabilmektir.Kaçmak değildir.
Ama boğulmak da değildir.Gerçek farkındalık, her şeye bir şey yapmak zorunda olmadığını fark ettiğin yerde başlar.Burada çok basit ama hayata temas eden bir akış var:Fark et.
Şu an olan ne?
Ben ne hissediyorum?Kabul et.
Bu hissi yaşamamda bir yanlış yok.
Bu duygu geçici olabilir ama şu an gerçek.Seç.
Bunun içinde ne yapmayı seçiyorum?
Devam etmek mi, durmak mı, yoksa hiçbir şey yapmamak mı?Her durumda bir şey yapmak zorunda değilsin.
Ama seçtiğini bilmek, insanın omuzlarından büyük bir yük alır.Bugün birçok eğitim, çalışma ve bilgi insanlara sunuluyor.
Ama hayata girmeyen bilgi, ne kadar doğru olursa olsun, işe yaramıyor.
Hatta zamanla ağırlaşıyor.Belki de bu yılın sorusu şudur:
“Daha ne yapmalıyım?” değil,
“Neyi artık taşımak zorunda değilim?”Farkındalık hayatı kolaylaştırmak için vardır.
Hayattan koparmak için değil.
SEVGİYLE
PB