
Bazen bir kitap yazılmaz.Bir kitap gelir.Benim için "Gölgesinde Parlayan" tam olarak böyle ortaya çıktı.Uzun yıllardır kişisel dönüşüm, şamanik çalışmalar, gölge çalışmaları, kakao seremonileri ve bireysel danışmanlık alanlarında çalışıyorum. Bu süreçte yüzlerce insanın hikâyesine tanıklık ettim. Ama bir süre önce fark ettim ki anlatmak istediğim şeyler artık sadece eğitimlerin, seansların ya da sosyal medya içeriklerinin içine sığmıyordu.Bir gün orman arketipi üzerine yazarken birkaç satırla başlayacağını düşündüğüm metin sayfalarca akmaya başladı.Önce durdum.Hatta yazmayı bıraktım.Ama birkaç hafta sonra hikâye yeniden geldi.Sanki bir yerlerden akıyor ve ben sadece onu yazıya geçiriyordum.İşte Gölgesinde Parlayan böyle doğdu.
Ya da en azından bildiğimiz anlamda değil.Gölgesinde Parlayan, 17 yaşındaki bir genç kızın kendi karanlığından çıkış hikâyesini anlatan bir kişisel dönüşüm romanı.Onun ailesiyle ilişkisini...Arkadaşlıklarını...İç çatışmalarını...Korkularını...Ve kendi içindeki ışığı bulma yolculuğunu takip ediyoruz.Fakat hikâye ilerledikçe fark ettiğimiz şey şu oluyor:Aslında yalnızca onu okumuyoruz.Kendimizi de okuyoruz.Belki yıllardır tekrar eden bir ilişki döngüsünü...Belki kendimizi sabote ettiğimiz bir alanı...Belki de cesaret edemediğimiz bir adımı...Karakterin yolculuğunda kendi parçalarımızla karşılaşıyoruz.Kitabı farklı kılan taraf ise burada bitmiyor.Romanın sonunda, hikâye boyunca kullanılan teknikler ve dönüşüm araçları ayrıca bir rehber olarak yer alıyor.Yani kitap yalnızca ilham vermiyor.İstersek bize eşlik de ediyor.
Yıllardır yaptığım çalışmalarda insanların yaşadığı sorunlar farklı görünse de kökte çok benzer yerlerden besleniyor.Değersizlik duygusu.Özgüven eksikliği.Kendi gücünü görememek.Sürekli dışarıyı suçlamak.Ve en önemlisi, drama üçgeninin içinde sıkışıp kalmak.Kurban.Kurtarıcı.Suçlayıcı.Birçok insan farkında olmadan bu roller arasında gidip geliyor.Sonra da aynı ilişkileri, aynı sorunları ve aynı hayal kırıklıklarını tekrar tekrar yaşıyor.Çünkü gölgelerimiz görünmediğinde, hayat direksiyonu çoğu zaman onların elinde oluyor.Oysa dönüşüm, kendimize dürüstçe bakabildiğimiz anda başlıyor.
Bu sorunun cevabı beni yıllar önce Şamanik İlim ile tanıştırdı.Yolculuğuma Reiki ile başladım.Sonrasında yaşam koçluğu, kuantum koçluk ve öğrenci koçluğu eğitimleri aldım.Çok değerli çalışmalar yaptım.Ama bir noktada eksik bir şey olduğunu hissettim.Çünkü bazı yaralar sadece zihinsel farkındalıkla dönüşmüyordu.Bazı duyguların kökü çok daha derindeydi.Şamanik İlim bana şunu öğretti:Bugün yaşadığımız birçok sıkışıklık sadece bugünün konusu değildir.Bedenimiz geçmiş deneyimlerin kayıtlarını taşır.Biz hikâyelerden çok, bedenin tuttuğu hislerle çalışırız.Çünkü dönüşüm çoğu zaman orada başlar.
Bu anlayıştan doğan çalışmalardan biri Gölgeyle Dans eğitimi.Dört modülden oluşan bu eğitimde gölge taraflarımızı tanımayı öğreniyoruz.Çünkü gölgeler düşmanımız değil.Onlar çoğu zaman bizi korumaya çalışan parçalarımız.Onları tanıdığımızda hayatımızın direksiyonuna daha bilinçli geçebiliyoruz.Bu nedenle Gölgesinde Parlayan kitabı ile Gölgeyle Dans eğitimi birbirini doğal olarak tamamlıyor.Hatta bu yüzden Gölgeyle Dans eğitimini alan kişilere kitabı hediye etmeye karar verdim.Çünkü ikisi de aynı kapıdan geçiyor:Kendini tanıma kapısından.
Kadınlara özel hazırladığım İçimizdeki Lotus eğitimi ise beden, ruh ve sezgiyle yeniden bağ kurmaya odaklanıyor.Bitkilerle çalışma...Tütsüler...Vajinal buhar banyoları...Bitkisel banyolar...Enerjisel temizlik uygulamaları...Ve kadınlığın unutulmuş bilgeliğini yeniden hatırlamak...Bu eğitimde amaç mükemmel olmak değil.Kendi özüne yeniden yaklaşmak.
Son yıllarda en çok ilgi gören çalışmalarımdan biri de Kakao Seremonileri oldu.Çünkü kakao yalnızca bir içecek değil.Doğru şekilde kullanıldığında kalbi yumuşatan, kişinin kendisiyle daha şefkatli bir ilişki kurmasına destek olan kadim bir bitki öğretmeni.Seremonilerde ham kakao eşliğinde meditasyonlar, hareket çalışmaları, dans ve farklı farkındalık pratikleri yapıyoruz.Her katılımcı ihtiyacı olan deneyimi kendi yolculuğuna göre alıyor.Bu yüzden birçok kişi için kakao, dönüşüm yolculuğunun en yumuşak giriş kapılarından biri oluyor.
Bana sık sorulan sorulardan biri şu:"Nereden başlamalıyım?"Cevabım genellikle aynı.Kitapla.Çünkü kitap hem benim dünyamı hem de kendi iç dünyanı keşfetmek için sakin ve güvenli bir başlangıç alanı sunuyor.Sonrasında kalbin çekildiği yere göre ilerleyebilirsin.Belki bir Kakao Seremonisi.Belki Gölgeyle Dans.Belki İçimizdeki Lotus.Belki de birebir Şamanik Şifa Seansı.Ama hangi kapıdan girersen gir, yolculuk aynı yere çıkıyor:Kendine.Ve bazen hayatı değiştiren ilk adım, yalnızca bir sayfayı çevirmek kadar yakın oluyor.
SEVGİYLE
PB