Hayatın içinde bazen en büyük çelmeyi kendimize takıyoruz. Dışarıda her şey yolunda gitse bile, zihnimizin içinde bitmek bilmeyen bir "loop", yani kısır döngü başlayabiliyor. Tam mutluluğu yakalamışken "Dur bakalım, bunda bir tuhaflık var, kesin bir yerden patlak verecek" diyen o fren hissi... Tanıdık geldi mi?İnsan çoğu zaman hayat zor olduğu için değil, zihninin içinde sürekli aynı senaryoları, aynı "ya şöyle olsaydı"ları döndürdüğü için yoruluyor. Aslında 30'lu yaşların sonuna doğru gelen en tatlı hediye şu farkındalık oluyor: "Ben kendimi yesem de yemesem de zaten olan oluyor."
Zihin belirsizliği sevmez. Nörobilimsel açıdan baktığımızda, bir tehdit algıladığımızda beynimizin Varsayılan Mod Ağı (Default Mode Network) hiperaktif hale gelir. Geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin kaygıları arasında mekik dokuruz.Amacımız aslında kendimizi korumaktır ama sonuç; sinir sisteminin bir türlü gevşeyemediği, omuzların kasıldığı, nefesin daraldığı bir "alarm" halidir. Zihin çözüm ürettiğini sanır ama aslında sadece bedeni yorar.
Bu zihinsel döngülerin altında çoğu zaman Karpman Drama Üçgeni yatar. Genelde başkalarıyla yaşadığımızı sandığımız bu üçgen (Kurban - Zalim - Kurtarıcı), aslında en çok kendi içimizde döner:
Bu roller arasında gidip gelirken enerjimizi tüketiyoruz. Sorun çözülmüyor, sadece zihnimiz bir dramanın içinde hapsoluyor.
Burada kritik bir ayrım var. "Olan oluyor" demek, bir köşeye çekilip pes etmek değildir. Teslimiyet, gerçeklikle savaşmayı bırakmaktır. Gerçekle kavga ettiğinizde (yani "Neden böyle oldu?" diye dövündüğünüzde), çözüm üretecek olan o netliği kaybedersiniz. Ama olanı olduğu gibi kabul ettiğinizde, enerjiniz serbest kalır. İşte o "kılçıksız" çözüm dediğimiz şey, ancak zihin durulduğunda ve sinir sistemi regüle olduğunda (sakinleştiğinde) görünür hale gelir.
Gereksiz kaoslardan çıkmak, olaylara donuklaşmak demek değildir. Aksine, daha sağlıklı adımlar atmak için kendinle bağlantıda kalmaktır. 37’den 38’e geçerken cebimize koyacağımız en büyük kazanç; kendi kendimizi sıkıştırmayı bırakmak olabilir.Zihnindeki fırtınayı dindiremezsin ama gemiyi yönetme biçimini değiştirebilirsin. İç savaş sona erdiğinde, hayat zaten kendi ritminde akmaya devam eder; ama bu sefer biz o akışın tadını çıkararak ilerleriz.
Şu aralar zihninde dönüp duran o konuyu düşün. Ve kendine dürüstçe şu soruyu sor: “Bu düşünce şu anda beni çözüme mi yaklaştırıyor, yoksa sadece beni yiyor mu?” Cevabı bildiğinde, döngüden çıkış bileti de elinde demektir.
SEVGİYLE
PB